<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Süt ve Kurabiye</title>
	<atom:link href="http://www.sutvekurabiye.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sutvekurabiye.com</link>
	<description>Böyle değişik şeyler işte...</description>
	<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 18:44:08 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Concierto de Aranjuez</title>
		<link>http://www.sutvekurabiye.com/concierto-de-aranjuez.html</link>
		<comments>http://www.sutvekurabiye.com/concierto-de-aranjuez.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 18:44:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Aranjuez]]></category>

		<category><![CDATA[Concierto]]></category>

		<category><![CDATA[gitar]]></category>

		<category><![CDATA[guitar]]></category>

		<category><![CDATA[Rodriguez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sutvekurabiye.com/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[Bu aralar rodrigo&#8217;nun gitar konçertosu  tekrar playlistime girdi ama görüntü olarak:

Concierto de Aranjuez
 

Bu eseri her dinliyor olduğumda kendimi uzaklara gitmiş buluyorum. Sahne  şuna benziyor [buradan sonrasını eseri dinlerken okuyabilirsiniz]:

Sahildeyim,  günbatımı suları ama zaman hiç değişmiyor veya zamandan bağımsız bir yerdeyim.  Güneş, günbatımı olduğu için yakmıyor ama bir yandan üşümüyorum da. Denizden  hafif [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span>Bu aralar rodrigo&#8217;nun gitar konçertosu  tekrar playlistime girdi ama görüntü olarak:</span></div>
<p></br></p>
<div><a href="http://www.youtube.com/watch?v=RxwceLlaODM">Concierto de Aranjuez</a></div>
<div><span> </span></div>
<p></br></p>
<div><span>Bu eseri her dinliyor olduğumda kendimi uzaklara gitmiş buluyorum. Sahne  şuna benziyor [buradan sonrasını eseri dinlerken okuyabilirsiniz]:</p>
<p></span></div>
<div><span>Sahildeyim,  günbatımı suları ama zaman hiç değişmiyor veya zamandan bağımsız bir yerdeyim.  Güneş, günbatımı olduğu için yakmıyor ama bir yandan üşümüyorum da. Denizden  hafif bir meltem esiyor. Okuduğum kitabın sayfaları karışmasın diye biraz  dikkatli tutmaya zorluyor beni. Saçlarım da meltemden nasibini alıyor. Ufukta  bir kaç yelkenli. Ortama yalnızlık hâkim ama dolu dolu. Dinginliğin manasını bulduğu yerdeyim sanki. Başlangıç kısmı hiç bitmesin istiyorum yine de eserin ortalarında gerilim tırmanıyor, ben gözlerimi ufka dikiyorum. Sanki olmasını beklediğim ama bir türlü gerçekleşmeyen bir şey var. Bu kısa gerginlikten sonra kitaba yoğunlaşamıyorum. Gözlerim artık o hiç gelmeyecek -sanırım- geminin güneşin son ışıklarıyla örtüşen rotasına odaklanmış durumda. Kitap okumaktan mütevellit hafif yan duruşum, bu odaklanma sonrasında sırt üstü bir rahatsızlığa dönüşüyor. Eserin sonlarına doğru bir umursamazlık havası çöküyor: &#8220;Aman varsın, olsun&#8221; dercesine. Güneşin batmasını beklerken eser başa sarıyor ve tüm bu sahne baştan yaşanıyor, noktası, virgülü değişmeksizin&#8230;</span></div>
<p></br><br />
<br /></br></p>
<div>Celâl</div>
<p></br><br />
<br /></br></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sutvekurabiye.com/concierto-de-aranjuez.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>En Fazla &#8220;-de/de&#8221; (Ödüllü)</title>
		<link>http://www.sutvekurabiye.com/en-fazla-de.html</link>
		<comments>http://www.sutvekurabiye.com/en-fazla-de.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 10:58:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Edebiyat/Dil Bilgisi]]></category>

		<category><![CDATA[Eğlence]]></category>

		<category><![CDATA[dahi]]></category>

		<category><![CDATA[de]]></category>

		<category><![CDATA[dede]]></category>

		<category><![CDATA[imla]]></category>

		<category><![CDATA[işaret dili]]></category>

		<category><![CDATA[kurabiye]]></category>

		<category><![CDATA[Ödüllü]]></category>

		<category><![CDATA[söz dizim]]></category>

		<category><![CDATA[süt]]></category>

		<category><![CDATA[süt ve kurabiye]]></category>

		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>

		<category><![CDATA[yazım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sutvekurabiye.com/?p=188</guid>
		<description><![CDATA[Arka arkaya en fazla kaç adet "de" yazılabilir?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_189" class="wp-caption alignnone" style="width: 206px"><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2009/01/de.jpg"><img class="size-full wp-image-189" title="İşaret dilinde d ve e harfleri" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2009/01/de.jpg" alt="İşaret dilinde d ve e harfleri" width="196" height="202" /></a><p class="wp-caption-text">İşaret dilinde d ve e harfleri</p></div>
<p></br><br />
Bir kaç hafta önce sebepsiz yere şöyle bir soru aklıma geldi. Türkçe&#8217;nin söz dizim kuralları çerçevesinde, arka arkaya en fazla kaç &#8220;-de/de&#8221; kullanılabilir? Şöyle örnek bir sonuca ulaştım:</p>
<p>&#8220;&#8230; Beydede&#8217;de de dede denir.&#8221;</p>
<p>Örnek bir konuşma içinde kullanacak olursak:</p>
<p>&#8221;<br />
- Bizim köy Pınarcık&#8217;ta büyükbabaya dede denir.<br />
- Öyle mi? Ben Beydede&#8217;liyim. Büyükbabaya Bey<strong>dede&#8217;de de dede de</strong>nir.<br />
&#8221;<br />
Evet, biraz zorlama olduğunun farkındayım ama Türkçe yazım kurallarına ve söz dizimine aykırı bir cümle değil. Arka arkaya 7 adet &#8220;-de/de&#8221; kullanmayı başardım. İddiam şu. Eğer ki 7&#8242;den daha fazla sayıda<br />
&#8220;-de/de&#8221;yi söz dizim ve yazım kurallarını ihlâl etmeden yazan olursa, en çok kullanana <strong>süt ve kurabiye</strong> benden.</p>
<p>Herkese başarılar.<br />
<br /></br><br />
Not: Ödüllü tüm yazılarım için bkz: <a href="http://www.sutvekurabiye.com/tag/odullu">Ödüllü</a><br />
<br /></br><br />
Celâl.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sutvekurabiye.com/en-fazla-de.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital Fotoğraf Makinesi - 4 (HDR)</title>
		<link>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto4.html</link>
		<comments>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto4.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 23:29:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<category><![CDATA[Rehber]]></category>

		<category><![CDATA[Ansel Adams]]></category>

		<category><![CDATA[aperture]]></category>

		<category><![CDATA[dinamik aralık]]></category>

		<category><![CDATA[dynamic range]]></category>

		<category><![CDATA[edge detection]]></category>

		<category><![CDATA[EV]]></category>

		<category><![CDATA[EXIF]]></category>

		<category><![CDATA[Exposure]]></category>

		<category><![CDATA[Exposure Bracketing]]></category>

		<category><![CDATA[exposure value]]></category>

		<category><![CDATA[HDR]]></category>

		<category><![CDATA[HDRI]]></category>

		<category><![CDATA[high dynamic range]]></category>

		<category><![CDATA[ışık]]></category>

		<category><![CDATA[ISO]]></category>

		<category><![CDATA[kenar algılama]]></category>

		<category><![CDATA[LDR]]></category>

		<category><![CDATA[low dynamic range]]></category>

		<category><![CDATA[Luminance]]></category>

		<category><![CDATA[Pentax]]></category>

		<category><![CDATA[Photomatix]]></category>

		<category><![CDATA[Photoshop]]></category>

		<category><![CDATA[piksel]]></category>

		<category><![CDATA[pozlama]]></category>

		<category><![CDATA[realizm]]></category>

		<category><![CDATA[shutter]]></category>

		<category><![CDATA[sürrealizm]]></category>

		<category><![CDATA[Tone Mapping]]></category>

		<category><![CDATA[Zone System]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sutvekurabiye.com/?p=176</guid>
		<description><![CDATA[HDR tekniğinin altında yatanlar ve uygulaması]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></br><br />
Herkese merhaba,</p>
<p>Bu yazıda sizlere bir fotoğraf tekniğinden, tekniğin geçmişinden, bir miktar teorik altyapısından ve bu tekniği kullanan bazı programlardan bahsedeceğim. Öncelikle derdimizi ortaya koyalım, böylece yazıyı yazmak için bir amacımız olsun.</p>
<p>Dış mekan (özellikle manzara) çekimleri yaparken çok karşılaştığımız bir durum vardır. Gökyüzü, ışığın ana ya da saçılma ile ikincil kaynağı olduğu için yeryüzüne göre hemen her zaman (çok bulutlu ve kapalı havalar ile gece hariç) oldukça parlak görünür. Makinenin -fotoğraf üzerindeki ışık değerlerini etkileyen- <strong>Exposure</strong>, <strong>ISO</strong>, <strong>Aperture</strong> ya da <strong>Shutter</strong> değerleriyle ne kadar oynarsak oynayalım, bu ayarlar sensöre düşen ışığı tüm fotoğraf yüzeyinde etkilediği için, gökyüzünün yeryüzüne göre parlak olmasını engelleyemeyiz. Ya gökyüzü çok parlak çıkar ya da -ışığı bir şekilde kısarsak- yeryüzü çok karanlık çıkar. Ortada buluşmak kimi zaman mümkün değildir.</p>
<p>Benzer durum iç mekan çekimlerinde de ortaya çıkabilir. Kuytu köşeler karanlık çıkarken, ışığı doğrudan yansıtan yüzeyler çok parlak çıkabilir. Dijital fotoğraf makinelerinin içerisindeki almaç, gelen ışığı değişik pikseller için değişik şekillerde yorumlamaz. İnsan gözü de aynı şekilde çalışır. Kafamızı gökyüzüne çevirdiğimizde, gözümüzü biraz kısarız ve işlenen ışığın şiddetini azaltırız ama ışık şiddeti alan-değişken yerlerde fiziksel olarak yapabileceğimiz bilinçli ya da bilinçsiz bir eylem yoktur.</p>
<p>Fotoğrafçılıkta, değişik şiddetlerdeki ışığı fotoğraf almacının kaydedebilme kapasitesine <strong>dinamik aralık</strong> (dynamic range) denir. Bir almaç ne kadar büyük bir şiddet aralığında ışığı kaydedebiliyorsa o kadar &#8220;yüksek&#8221; dinamik aralığa (high dynamic range - <strong>HDR</strong>) sahiptir. Kullandığımız fotoğraf makineleri bu konuda çok yetenekli olmadıkları için ürettikleri fotoları &#8220;LDR (low dynamic range) foto&#8221; şeklinde adlandırırsak, yazının sonunda tekrar döneceğim LDR konusu için de bir temel atmış oluruz.</p>
<p><strong>Dinamik aralık</strong>:</p>
<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Dynamic_range#Photography" target="_blank">http://en.wikipedia.org/wiki/Dynamic_range#Photography</a></p>
<p>Ansel Adams bu konuda ilk çalışmış fotoğrafçılardan. Film üzerine düşen ışığı basit bir skala kullanarak 11 eşit parçaya ayırmış (Zone System) ve kendi geliştirdiği özel bir teknikle, film üzerindeki bu bölgelerin kabul edilebilir pozlama değerleriyle üretilebilmesini sağlamış.</p>
<p><strong>Zone System</strong>:</p>
<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Zone_system" target="_blank">http://en.wikipedia.org/wiki/Zone_system</a></p>
<p><strong>Ansel Adams</strong>:</p>
<p><a href="http://www.masters-of-photography.com/A/adams/adams_articles1.html" target="_blank">http://www.masters-of-photography.com/A/adams/adams_articles1.html</a><br />
<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ansel_Adams" target="_blank">http://en.wikipedia.org/wiki/Ansel_Adams</a><br />
<a href="http://www4.hmc.edu:8001/humanities/beckman/artclasses/AnselAdams.ppt" target="_blank">http://www4.hmc.edu:8001/humanities/beckman/artclasses/AnselAdams.ppt</a></p>
<p><strong>Ara Not</strong>: Bu bağlantılardaki bilgilerin tamamına yakınını okudum, sizlere de tavsiye ederim, teknik kısmı anlamakta çok yardımcı oluyor.</p>
<p>Dijital fotoğrafçılıkta bu sorunu gidermenin bir yolu mevcut. Bu konudaki teorik altyapının hazırlayıcısı Charles Wyckoff olmuş ama hakkında çok bilgi bulamadım ne yalan söyleyim. Google aramalarında bir kaç fotosu çıkıyor. Neyse konudan kopmayalım. Mademki tek kare çektiğimizde bazı yerler çok aydınlık, ya da bazı yerler çok karanlık çıkıyor, o zaman biz de fotoğraf makinasının konumunu ve açısını değiştirmeden konunun tamamının doğru pozlanacağı sayıda kare çekeriz ve bunları birleştiririz. HDR tekniğinin esası budur.</p>
<p>Hemen örnek verelim. Yukarıdaki &#8220;Zone System&#8221; bağlantısında anlatılanları, anlayacak kadar okuduğunuzu varsayıyorum. Bir kare çekmek istiyoruz. Alanın büyük bir kısmı 6 parlaklığında ama bir bölge 10 parlaklığında, bir bölge 8 parlaklığında, ve yine görünmesini istediğimiz bir bölge ise 3 parlaklığında (yani karanlık). Bu durumda 4 adet fotoğraf çekmeliyiz. Bu 4 fotoğrafı çekerken amacımız, her karede bu bölgelerden birinin istediğimiz parlaklıkta görünüyor olması (örneğin 5-6 parlaklığında). Bu 4 kareyi yaptıktan sonra yazılım desteği alıyoruz, bakalım elimizde neler var:</p>
<p>İlk programımız <strong>Photomatix</strong>: <a href="http://www.hdrsoft.com/" target="_blank">http://www.hdrsoft.com/</a><br />
Process menüsünden Generate HDR seçeneğini seçtiğimizde bizden çektiğimiz fotoğrafları istiyor. Örneğimizdeki 4 fotoğrafı da bu pencereye ekledikten sonra, bir kaç ufak konfigürasyonla HDR fotoğrafımızı elde edebiliyoruz. Konfigürasyonla kastettiklerim, fotoğraf makinamız EXIF bilgilerini kaydediyorsa ve Photomatix bu ayrıntıyı yakalayabilirse, size EV (<strong>exposure value</strong>) değerini sormuyor ya da fotoğrafları arka arkaya çekerken ufak oynamalar olmuşsa, konuda hareket eden cisimler olmuşsa, bunları kısmen eleyebilen bir seçeneği seçebiliyorsunuz.</p>
<p>&#8220;Eee HDR fotoyu elde ettik ama bu hiç bir şeye benzemedi&#8221; derseniz haklısınız ve hatta çok büyük olasılıkla doğru yoldasınız. Çünkü elde ettiğimiz foto, bütün pikseller için baştan yüklediklerimizin tamamındaki ışıklanma bilgilerini içermekte, bu da işlenip tekrar yorumlanması gereken bir dosya demek -yani bu haliyla sıradan monitörler yorumlayamıyor, kağıda basılamıyor-. Burada ise yine aynı Process menüsünde bulacağınız <strong>Tone Mapping</strong> devreye giriyor. Tone Mapping&#8217;e tıkladığınız anda fotoğraf 32bit&#8217;ten 8bit parlaklık görünümüne çevriliyor ve ilk anlamlı HDR Imaging fotoğrafımıza ulaşmış oluyoruz. Photomatix bu noktada başka hiç bir yerde görmediğim derecede ayrıntı sunuyor. Bütün ayarlarla dilediğinizce oynayıp fotoğraf üzerindeki etkilerini görmeniz, ileride abartı efektler üretmemeniz konusunda sizi çok aydınlatacaktır (yani sonunuz bana benzemesin <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> ).</p>
<p><strong>HDR</strong>:</p>
<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/High_dynamic_range_imaging" target="_blank">http://en.wikipedia.org/wiki/High_dynamic_range_imaging</a><br />
<a href="http://www.guyjbrown.com/articles/hdr-nov06.pdf" target="_blank">http://www.guyjbrown.com/articles/hdr-nov06.pdf</a><br />
<a href="http://fiveprime.org/hivemind/Tags/hdr,slr" target="_blank">http://fiveprime.org/hivemind/Tags/hdr,slr</a><br />
<a href="http://fc41.deviantart.com/fs27/f/2008/081/b/d/Full_Lunar_Color_by_mabaxter.jpg" target="_blank">http://fc41.deviantart.com/fs27/f/2008/081/b/d/Full_Lunar_Color_by_mabaxter.jpg</a><br />
<a href="http://www.madnessmatrix.com/" target="_blank">http://www.madnessmatrix.com/</a></p>
<p>Bir kaç ayar kurcalama ve fotoğraf denemesi sonrasında, sonuçların genel parlaklık açısından çok iyi ama gelgelelim bir miktar fantastik/masalsı gözüktüğünü düşünmeye başlayabilirsiniz. Fotoğraf camiası da zaten bu konudan muzdarip. Bazı fotoğrafçılar HDR&#8217;a sırf bu nedenle sırtını dönmüş durumda. Şahsi görüşüm ise -sanki bir önemi varmış gibi- abartmadan kullanıldığı sürece HDR&#8217;ın çok faydalı bir teknik olduğu yönünde.</p>
<p>Görüşümle örtüşen bir başka görüş:<br />
<a href="http://photomatthieu.blogspot.com/2008/01/lets-talk-bout-hdr.html" target="_blank">http://photomatthieu.blogspot.com/2008/01/lets-talk-bout-hdr.html</a></p>
<p>HDR&#8217;la ilgili birinci sorun fotoğrafların gerçeklikten uzaklaşmasıyla ilgili. Bunun daha çok sanatsal bir kavram olduğunu (realizm/sürrealizm) ve bir sorundan çok sanat olarak görülmesi gerektiğini düşünenlerdenim. İkinci sorun ise, Tone Mapping esnasında &#8220;Luminance&#8221; değeriyle oynandıkça ortaya çıkan ve kenar algılama (edge detection) filtrelerinin yaptığı etkilere benzeyen (kimine göre halo etkisi) parlaklıklar.</p>
<p>Örnek:<br />
<a href="http://flickr.com/photos/gregscargill/2276338233/" target="_blank">http://flickr.com/photos/gregscargill/2276338233/</a><br />
<a href="http://karalama.org/wp-content/uploads/2008/03/hdr-resimler.jpg" target="_blank">http://karalama.org/wp-content/uploads/2008/03/hdr-resimler.jpg</a><br />
(Çatı ve değirmenin kenarındaki ışık etkisi)</p>
<p>Bu durum Photomatix&#8217;in kullandığı &#8220;Tone Mapping&#8221; algoritmalarından kaynaklanıyor ve başka yazılımlar kullanılarak üstesinden gelinebilir. Örneğin Photoshop eklentileri kullanarak da HDR metodunu uygulayabilirsiniz. Photoshop&#8217;un bu etkiye neden olmadığı söyleniyor, okumasını ve uygulamasını size bırakıyorum:</p>
<p><a href="http://backingwinds.blogspot.com/2006/10/how-to-create-professional-hdr-images.html" target="_blank">http://backingwinds.blogspot.com/2006/10/how-to-create-professional-hdr-images.html</a><br />
<a href="http://www.cambridgeincolour.com/tutorials/high-dynamic-range.htm" target="_blank">http://www.cambridgeincolour.com/tutorials/high-dynamic-range.htm</a></p>
<p>Birinci bağlantıda tekniğin Photoshop ile nasıl kullanılacağı madde madde anlatılmış, deneme niyeti olanlar için çok faydalı buldum. Aslında başka bir yazının konusu olması gerekirken burada bahsetmeden geçemeyeceğim bir özellik var: <strong>Exposure Bracketing</strong>. Yazının başında anlatılan 1den fazla -değişik parlaklıkta, aynı çerçeve- fotoğrafı çekmek için kullanılan bir teknik. Bunu destekleyen makinalarda, önce bir EV aralığı seçilir (örneğin [-2Ev +2EV]). Devamında deklanşöre basıldığında, fotoğraf makinası değerleri sırasıyla -2EV, 0EV ve +2EV olan 3 kare çeker, ve bu çekimler çalakalem HDR uygularken çok işimize yarar.</p>
<p>İkinci bir konu ise LDR. Bazı insanlar fotoğraf makinası ile bir adet çektikleri karenin parlaklık değerleriyle bilgisayarda oynayarak -sözde- HDR fotolar üretiyorlar. Elde ettikleri şey, parlaklık değeri birbirine yaklaşmış ama keskinliğini kaybetmiş, bozbulanık -ve hâlâ LDR- bir fotoğraf olmaktan öteye gitmiyor. Çünkü sonradan bilgisayarda yapılacak bir ağartma işlemi, karanlık bir bölgeye olmayan ayrıntıları katamaz, aşırı aydınlık bölgeler için de durum aynı. Özetle taklitlerinden sakınınız.</p>
<p>Son olarak da bir müjde vermek istiyorum. Aşağıdaki haberde bahsedildiğine göre, <strong>Pentax</strong> firması, bilgisayarda yazılım desteği kullanmaya gerek kalmaksızın HDR işlemini fotoğraf makinesi üzerinde yapmayı başarmış. HDR&#8217;ın popülaritesinin böyle bir sonuç doğuracağını tahmin etmek lazımdı. Belki gitgide bu özellik yaygınlaşır ve HDR sadece kameradan seçilen bir ayar olarak, tarihteki tozlu teknikler arasındaki yerini alır, kim bilir?</p>
<p><strong>HDR in SLR</strong>:</p>
<p><a href="http://apcmag.com/pentax_adds_hdr_capabilities_to_their_latest_dslrs.htm" target="_blank">http://apcmag.com/pentax_adds_hdr_capabilities_to_their_latest_dslrs.htm</a></p>
<p><strong>HDR Örnekli Anlatımları</strong>:</p>
<p><a href="http://www.vanilladays.com/hdr-guide/" target="_blank">http://www.vanilladays.com/hdr-guide/</a><br />
<a href="http://brajeshwar.com/2006/what-are-hdr-or-high-dynamic-range-images/" target="_blank">http://brajeshwar.com/2006/what-are-hdr-or-high-dynamic-range-images/</a><br />
<a href="http://www.luminous-landscape.com/tutorials/hdr.shtml" target="_blank">http://www.luminous-landscape.com/tutorials/hdr.shtml</a><br />
<a href="http://tutorialblog.org/hdr-tutorials-roundup/" target="_blank">http://tutorialblog.org/hdr-tutorials-roundup/</a><br />
<a href="http://range.wordpress.com/2006/07/15/modern-hdr-photography-a-how-to-or-saturday-morning-relaxation/" target="_blank">http://range.wordpress.com/2006/07/15/modern-hdr-photography-a-how-to-or-saturday-morning-relaxation/</a></p>
<p><strong>Google</strong>:<br />
<a href="http://images.google.com/images?q=hdr" target="_blank">http://images.google.com/images?q=hdr</a></p>
<p>Oldukça uzun bir yazı olduğunun farkındayım. Konu çok kapsamlı olduğu için ve ben de yeterli seviyede bir anlatıcı/aktarıcı olmadığım için ancak bu kadar kısaltabildim. Aslında kendi yaptığım HDR örneklerini de eklemek istiyordum ama hem yazı biraz daha uzayacağı için, hem de ürettiğim çok kaliteli HDR&#8217;ler bu tekniği ilk defa kullanacakların moralini bozabileceği için eklemeyi uygun görmedim <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Hepinize sevgiler, saygılar.<br />
<br /></br><br />
Celâl</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto4.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital Fotoğraf Makinesi - 3</title>
		<link>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto3.html</link>
		<comments>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto3.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Dec 2008 22:38:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<category><![CDATA[Rehber]]></category>

		<category><![CDATA[ay]]></category>

		<category><![CDATA[çekim modu]]></category>

		<category><![CDATA[deklanşör]]></category>

		<category><![CDATA[diffusion]]></category>

		<category><![CDATA[diyafram açıklığı]]></category>

		<category><![CDATA[enstantane]]></category>

		<category><![CDATA[EXIF]]></category>

		<category><![CDATA[gece çekimi]]></category>

		<category><![CDATA[Jüpiter]]></category>

		<category><![CDATA[karşıtlık]]></category>

		<category><![CDATA[kontrast]]></category>

		<category><![CDATA[moon]]></category>

		<category><![CDATA[obtüratör]]></category>

		<category><![CDATA[örtücü hızı]]></category>

		<category><![CDATA[satellite]]></category>

		<category><![CDATA[shutter speed]]></category>

		<category><![CDATA[tutulma]]></category>

		<category><![CDATA[Tutulma hattı]]></category>

		<category><![CDATA[uydu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sutvekurabiye.com/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğraf makinelerinin özellikleri, Shutter ayarı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p>Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba,</p>
<p style="text-align: justify;">İş açısından yoğun geçen, uykusuzluğun tavan yaptığı şu günlerde yeni bir yazı yazmak oldukça zorlaştı. Yine de siz okuyucularımı (kime söylüyorum ben) daha fazla bekletmek istemiyorum ve serinin üçüncü filmini yayına sokuyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha önceden söz verdiğim üzere bu yazıda fotoğrafçılığın <strong>deklanşör</strong>e basmaktan (bunu da küçümsememek lazım, herkes yapamaz) daha öte bir şey olduğunu ispat etmeye çalışacağım. Ya da neden ispat ediyorum ki, böyle bir şeye gerek yok. Ben ipuçlarını vereyim, ispatı siz yaparsınız. (Buradan, matematik dersinde sorduğumuz her soruyu/ispatı ev ödevi olarak geri bize paslayan Ürdünlü Rajeh Eid hocama selamlarımı yolluyorum)</p>
<p style="text-align: justify;">İlk yazımızda makine türlerinden bahsederken ultra-zoom ile slr-like makinelerin farklarına değinmiş ve ultra-zoom makinelerin zamanla yok olacağı öngörüsünde bulunmuştum. Nedeni neydi (Bilmeyenler lütfen tekrar <a href="http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto1.html" target="_blank">okusun</a>, öğrenmemek çok ayıp)? Ultra-zoom makineler o kadar zoom yapmasına rağmen <strong>örtücü hızı</strong> ve <strong>diyafram açıklığı</strong> gibi değerleri değiştirmeye izin vermiyorlardı. Peki nedir bu özellikleri bu kadar değerli kılan, ne işe yarar bunlar, üff ne kadar sıkıcı bunları öğrenmek, doğrudan elime kamerayı alsam, diyar diyar dolaşsam, bir sürü kare çeksem öyle öğrensem olmuyor mu? Oluyor tabii ki, hem de en âlâsından. Fotoğrafçılık büyük oranda bir tecrübe işidir arkadaşlar. Birisi size istediği kadar teori anlatsın, her makinenin, her konunun ve sahnenin kendine has özellikleri olacağı için ve bir insan bunların hepsini ezberleyemeyeceği için o makineyi elinize alıp binlerce kare çekmeden bu işi tam olarak öğrendim diyemezsiniz. Yine de harfleri öğrenmeden yazmayı öğrenemeyeceğimiz için teoriyi de bilmek gerekli her işte olduğu gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">Elinizde benim anlattığım tanımlara uyan SLR ya da SLR-Like bir makine olduğunu varsayıyorum. Yani makinenizde en azından <strong>S</strong> ve <strong>A</strong> modları olmalı. Bu 2sinin olmadığı makinelerle DAHİ güzel fotoğraflar çekilebilir. Bazı ultra-compact makineler (örn. Sony T serisi) her sahneye özel bir <strong>çekim modu</strong> (gece, kumsal, portre, gece portre, havai fişek !, doğum günü, çocuk, hareketli çocuk, poster, yazı, vs.vs.) tanımlayarak, kullanıcısına 10larca değişik seçenek sunuyorlar, işin suyunu çıkarıyorlar. Yalnız bu seçenekler makinenin fiziksel yetenekleriyle sınırlı olduğu için, örneğin istediğiniz kadar <strong>gece çekimi</strong>ni seçin, 1 dk boyunca ışığı kaydetmek zorunda olduğunuz bir sahnede kapkaranlık (her yer karanlık &#8230; makber mi?) bir kareyle evin yolunu tutarsınız. Kışın her yer karla kaplıdır, çektiğiniz kar örtüsü mavi renge dönüşür, vb. Bu nedenle <strong>fotoğrafçılık</strong> öğrenmek istiyorsanız en azından bu 2 özelliği mümkün olduğunca geniş bir aralıkta destekleyen fotoğraf makinelerinden edinmelisiniz.</p>
<p> </p>
<h3 style="text-align: justify;">S Modu - Örtücü Hızı (Shutter Speed) - Enstantane - Obtüratör</h3>
<p style="text-align: justify;">Ne uzun başlık oldu teknolojisini biz Türkler ortaya koymayınca. Shutter ya da örtücü denilen (<a href="http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto2.html" target="_blank">ikinci yazı</a>da bahsettiğim) mekanizmanın bizim kontrolümüzde açılıp kapanması neticesinde ışığın almaça düşme süresini değiştirebiliyoruz ve aynı sahne için farklı sürelerde aydınlatılmış fotolar elde ediyoruz. E ne oldu şimdi bugüne kadar yapamadığım neyi yapıyor oldum derseniz, örneklere başlayalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Geceleri çekim yapmayı çok seviyorum. Örtücü hızını değiştirmeye başladığınızda eminim siz de çok seveceksiniz. Diyelimki <strong>ay</strong>ı fotoğraflamak istiyoruz. Örtücü hızını otomatik bırakırsak muhtemelen şöyle bir kare çıkacaktır:</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/moon1over20secr1.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-160" title="moon1over20secr1" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/moon1over20secr1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu kare kısmi ay tutulması esnasında tarafımdan çekildi. Özellikle belirtmediğim sürece makine hep Panasonic Dmc Fz8. Bu fotoğrafta örtücünün açık kaldığı süre 1/20 sn. Fotoğrafı çektikten sonra da bu tip bilgileri yardımcı programlar ile edinebilirsiniz. Fotoğraf makineleri içlerindeki yazılımlar sayesinde çekim anındaki kimi bilgileri (mesela flaşın patlayıp patlamadığını bile) JPG formatında tanımlanmış bir alana kaydederler. Buna <strong>EXIF</strong> diyoruz. Sadece bunu görmek için yazılımlar kullanabileceğiniz gibi, bazı imaj görüntüleme yazılımlarında EXIF bilgisi gösterilebilmektedir (örneğin ACDSee).</p>
<p style="text-align: justify;">Fotoğrafı inceleyecek olursak biraz zoom&#8217;dan biraz tam netleyememekten kaynaklı bir bulanıklık görüyoruz. <strong>Tutulma hattı</strong> yine bulanık olarak belli. Aydınlık kısım ise aşırı parlak olduğu için ay üzerinde hiç bir ayrıntı gözükmüyor ve bu nedenle de <strong>kontrast</strong> (karşıtlık) yüksek.</p>
<p><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/moon1over500secr.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-161" title="moon1over500secr" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/moon1over500secr-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Tutulma hattının kaymış olması gözlerden kaçmıyor. Buna neden olan 2 fotoğraf arasındaki 23 dakikalık çekim farkı. Yine de bu durum örtücü hızını irdelememize engel olmuyor. Ay üzerindeki kraterler belirgin. Tutulma hattı doğal gölgeli (ay üzerinde atmosfer tabakası çok ince olduğu için ışık dünyadaki kadar dağılmaz -diffusion- ama yine de yer şekilleri ve diğer kırıcı etkiler nedeniyle hat çok keskin değildir). Bu kare çekilirken örtücü 1/500 sn açık kaldı. Yani bir önceki karenin 25te biri kadar bir süre. Aradaki oran çok da önemli değil. Hatta verdiğim örtücü süresi bile bu çekim için kritik değil. Çünkü her makine için bu değer farklı olacaktır. Benim kullandığım makinenin sensörü belki ışığa daha duyarlıdır. Ya da merceklerim daha kalitesizdir ve bu nedenle ışığı daha az geçiriyordur. Yani sair nedenlerle bu değerler makineden makineye değişebilir. Ben kendiminkini deneme yanılma yöntemiyle buldum ve emin olun siz de bunu kendi makinenizde yapmaktan zevk alacaksınız.</p>
<p><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/moon1over1000secr.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-162" title="moon1over1000secr" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/moon1over1000secr.jpg" alt="" width="345" height="345" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu kare ise 1/1000 sn sürede çekildi. Bunu aynı makinenin, ayı ne kadar ayrıntılı çekebileceğini göstermek için ekledim. Sol alta yakın bir noktada kutuplardan biri görülüyor. Buna benzer bir kareyi -teknik açıdan değil, ayın ayrıntıları açısından- ilk çektiğimde mutluluğuma diyecek yoktu. İnsanoğlu hep daha fazlasını istiyor, belki ileride bir teleobjektif sahibi olurum, ya da makinemi bir dürbüne bağlar daha ayrıntılılarını çekerim. Şimdilik bu kadarını görebiliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki süreyi biraz daha artırırsak ne olur?</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/moon1secr.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-163" title="moon1secr" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/moon1secr-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu kare dolunaya yakın bir evrede örtücü 1 sn açık bırakılarak elde edildi. Ayın bana küsüp yamulduğu dikkatli gözlerden kaçmıyor <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/jupitersatallr.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-164" title="jupitersatallr" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/jupitersatallr.jpg" alt="" width="402" height="402" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Sırasıyla 8, 1, 1/10 ve 1/100 sn kaydedilmiş Jüpiter görüntüleri. Sürpriz ise 1sn kaydedilmiş görüntüde -çıplak gözle görülemeyen- 3 uydunun da çıkmış olması. Jüpiter&#8217;in 4 uydusu var, bu durumda biri bizden gizlenmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Sürpriz bazen makinenin yeteneklerinden gelmeyebilir:</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/jupiter60secr.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-165" title="jupiter60secr" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/jupiter60secr.jpg" alt="" width="170" height="170" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Jupiter&#8217;i 60 sn kaydedip görüntüye bakınca önce çok şaşırdım. Sonra dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü hatırladım <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> İnsan bazen çok unutkan olabiliyor. Sonra elimdeki bu imkanla dünyanın kendi etrafında dönüş süresini hesaplayabileceğimi farkettim, insan olduğumu hatırladım desem yalan olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Örtücü hızı kullanılarak hareketli nesneler dondurulabilir. Akan bir sıvı çeşitli şekillerde görüntülenebilir:</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/fountfirstallr.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-166" title="fountfirstallr" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/fountfirstallr.jpg" alt="" width="500" height="311" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/fountsecondallr.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-167" title="fountsecondallr" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/fountsecondallr.jpg" alt="" width="500" height="199" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Biraz fotoların çeken tarafından (!) iyi uygulanamamasından, biraz da sayfada büyük fotolara yer verememem nedeniyle örnekler yerini tam bulmamış olabilir. Bu nedenle şu aramadaki fotolara göz gezdirmenizi tavsiye ederim:</p>
<p><a href="http://images.google.co.uk/images?hl=en&amp;q=shutter%20speed&amp;um=1&amp;ie=UTF-8&amp;sa=N&amp;tab=wi" target="_blank">http://images.google.co.uk/images?hl=en&amp;q=shutter%20speed&amp;um=1&amp;ie=UTF-8&amp;sa=N&amp;tab=wi</a></p>
<p>İlk sayfada çıkan örneklerin çoğu trafikte akan araba ışıklarını uzun pozlayarak elde edilmiş ki favorilerimdendir. Sizler de bu özelliği bol bol denemelisiniz. Eminim çok güzel kareler çıkacaktır. Bir dahaki yazıda buluşmak üzere.</p>
<p>Celâl.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto3.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fibonacci Sayıları</title>
		<link>http://www.sutvekurabiye.com/fibonacci.html</link>
		<comments>http://www.sutvekurabiye.com/fibonacci.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2008 08:38:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğlence]]></category>

		<category><![CDATA[Matematik]]></category>

		<category><![CDATA[altın oran]]></category>

		<category><![CDATA[aritmetik]]></category>

		<category><![CDATA[Da Vinci]]></category>

		<category><![CDATA[dizi]]></category>

		<category><![CDATA[Fibonacci]]></category>

		<category><![CDATA[Fibonacci dizisi]]></category>

		<category><![CDATA[fonksiyon]]></category>

		<category><![CDATA[irrasyonel]]></category>

		<category><![CDATA[Liber abbaci]]></category>

		<category><![CDATA[limit]]></category>

		<category><![CDATA[Picasso]]></category>

		<category><![CDATA[piramitler]]></category>

		<category><![CDATA[Pisa]]></category>

		<category><![CDATA[rasyonel]]></category>

		<category><![CDATA[sayılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sutvekurabiye.com/?p=113</guid>
		<description><![CDATA[Fibonacci dizisi ve altın oran]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></br><br />
<a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/fib2r.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-145" title="fib2r" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/fib2r.jpg" alt="" width="336" height="450" /></a><br />
<br /></br><br />
Bu yazımızda matematiğin belki de en heyecan verici ve popüler dizisinden yani <strong>Fibonacci</strong> sayılarından bahsedeceğiz. Aslında <strong>Fibonacci sayıları</strong>ndan bahsetmek bir yazıya sığmaz, yine de mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışacağım.</p>
<p>Leonardo askerlik arkadaşım olmadığı için ve kendisini şahsen çok iyi tanımadığım için hakkındaki bilgileri değişik kaynaklardan derledim, bakalım kendisini sevecek misiniz?</p>
<p>Pisalı (hani şu eğik kulesi olan İtalya kentinden) bir tüccarın oğlu olan <strong>Leonardo Fibonacci</strong>, aritmetiği babasıyla birlikte gittiği Kuzey Afrika’ da öğrenmiş. Mısır, Suriye, Yunanistan ve Sicilya’ ya yaptığı yolculuklarda Arap dünyasının matematik bilgilerini özümsemiş ve Hint-Arap hesap yöntemlerinin (bugün kullandığımız yöntemler) üstünlüğüne inanmış. Pisa’ ya dönüşünde ünlü <strong>Liber abbaci</strong> kitabını yayımlamış (1202); burada Arap ve Yunan matematik bilimini Batı&#8217;ya yaymaya çalışırken sıfır (0) dahil Arap rakamlarını kullanıyormuş. Yine bu kitapta <strong>Fibonacci dizisi</strong> denen ve her terimin, önceki iki terimin toplamına eşit olduğu 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34,&#8230;, dizisini ortaya atmış. Bundan başka iki yapıtı daha varmış, muş&#8230;</p>
<p>Fibonacci dizisinde ardışık iki sayının birbirine oranı, dizi sonsuza doğru gittikçe bize <strong>altın oran</strong>ı verecektir. Bu sayı (√5+1)/2 ≈ 1,618’ e denk gelir. Boşuna bu sayıya altın oran denmemiş tabii ki. Doğada, insanın şekillendirdiği teknolojide ve daha birçok yerde karşımıza çıkar altın oran. Çiçeklerin yaprak sayılarında, insan kafasındaki düğüm noktalarında, <strong>piramit</strong>lerin tabanının yüksekliğine oranında (ki M.Ö. yapılmışlardır), Leonardo da Vinci tablolarında, Picasso tablolarında, elektrik devrelerinin veriminde, vs. Bu kadar örnek yeterlidir sanıyorum.<br />
<br /></br><br />
<a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/fib1r.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-146" title="fib1r" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/fib1r-300x259.jpg" alt="" width="412" height="354" /></a><br />
<br /></br><br />
<a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/fib3r.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-147" title="fib3r" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/12/fib3r.jpg" alt="" width="281" height="270" /></a><br />
<br /></br><br />
Şimdi gelelim asıl meseleye. Bu altın oran dediğimiz sayıyı nasıl buldular acaba? Öyle ya, birbiri ardına gelen <strong>tamsayı</strong>lardan oluşan bu dizinin, sonsuza giderken, <strong>ardışık</strong> iki elemanının oranını <strong>irrasyonel</strong> bir sayı olarak hesaplamışlar.</p>
<p>Bu işte bir yanlışlık var diye düşündüm ben önce. Sonra dedim ki; eğri oturup doğru konuşalım. Madem burada matematik yapmaya çalışıyoruz. O zaman şu lise bilgilerimizi tekrar hatırlayalım. Çıkartalım kareli defterimizden 1 yaprak, 1 de arkası çiğnenmiş kurşun kalem, girişelim soruyu çözmeye.</p>
<p>Her türlü çözümün temelden anlatanını severim. Bu durumda Fibonacci sayılarının başından yani ilk elemanlarından başlayacağız demektir.</p>
<p>1 1 2 3 5 8 13 21 34 55 89 144 233 377 610 &#8230;</p>
<p>1/1 = 1<br />
2/1 = 2<br />
3/2 = 1,5<br />
5/3 = 1,666&#8230;<br />
8/5 = 1,6<br />
13/8 = 1,625<br />
21/13 = 1,615384&#8230;<br />
34/21 = 1,6190476&#8230;<br />
55/34 = 1,617647&#8230;</p>
<p>Bu bölümlerde dikkatimizi iki nokta çekiyor. Birincisi, bir kere bölüm 1,61&#8230;. sayısına yaklaşıyor. Sayı şimdilik belirsiz. İkincisi ise, bu sayıya yaklaşım şekli. Önce 1 ile başlıyoruz, daha sonra 2 ve bu aralığı hiç aşmıyoruz. Hatta bu 1,61&#8230;. sayısına bir sağdan bir soldan yaklaşıyoruz. Yani bölümlerden biri <strong>limit</strong>in solunda çıkarken, arkasından gelen limitin sağında çıkıyor ve bu böyle devam ediyor.</p>
<p>Özellikle bu nokta benim için önemli, çünkü liselerde ya da üniversite eğitiminde verilen limit konusunda öğrencilerin anlamakta güçlük çektiği bu nokta burada aydınlığa kavuşuyor. Limit denilen noktanın ya da değerin gerçekte oluşması, diğer bir ifadeyle o noktada bahsi geçen fonksiyonun tanımlı olması gerekmiyor. Eğer sağdan ve soldan aynı değere yaklaşıyorsak limit tanımlıdır ve sayı karşılığı bu değerdir. Bizim örneğimizde de limit var, çünkü bahsi geçen sayıya hem sağdan hem de soldan aynı değere yaklaşıyoruz.</p>
<p>Bu durumu bir çizim üzerinde göstermek en açıklayıcısı olacaktır sanıyorum. Aşağıda, bilgisayarda oluşturulmuş şekilde, yapılan bölme işlemlerinin sağdan ve soldan sırasıyla limite yaklaştığını görüyoruz.<br />
<br /></br><br />
<a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/matlab1.png"><img class="alignnone size-full wp-image-116" title="matlab" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/matlab1.png" alt="" width="657" height="106" /></a><br />
<br /></br><br />
Baştaki sorumuza geri dönersek, nedir bu irrasyonel ifade? Yukarıda bulduklarımızın ışığında şunu söyleyebiliriz. Biz eğer bu bölme işlemini sonsuza kadar sürdürürsek, yani limit durumuna ulaşırsak 1,618&#8230; şeklinde -baştan rasyonel ya da irrasyonel olup olmadığını bilmediğimiz- bir sayıyla karşılaşacağız. Ve sonsuzluk durumunda ardışık sayıların oranı hep limitte olacaktır. Yani aynı olacaktır!</p>
<p>1,1,2,3,5,8,&#8230;&#8230;&#8230;..,a,b,a+b&#8230;</p>
<p>Buradan</p>
<p>b / a = a+b / b ise</p>
<p>b² = a² + ab</p>
<p>b² - ab - a² = 0</p>
<p>∆ = a² – 4(-a²) = 5 a²</p>
<p>b = (a + a√5) / 2 ise</p>
<p>b/a = (1 + √5) / 2</p>
<p>“b” ve “a” sayıları sonsuzda iki ardışık Fibonacci sayısı olduklarına göre, irrasyonel olan altın oranı bulduğumuzu iddia edebiliriz. Yazıda kullandığım terimlerin ya da ifadelerin tamamının bilimsel olduğunu iddia etmiyorum. Bu yazının bir amacı da herkesin bilim diline ihtiyaç duymadan kendi problemlerine çözüm olabileceğini göstermek. Bol çözümlü günlerde görüşmek üzere.<br />
<br /></br><br />
Celâl.<br />
<br /></br></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sutvekurabiye.com/fibonacci.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>142857 (Ödüllü Yazı)</title>
		<link>http://www.sutvekurabiye.com/142857-odullu-yazi.html</link>
		<comments>http://www.sutvekurabiye.com/142857-odullu-yazi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 20:17:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğlence]]></category>

		<category><![CDATA[Matematik]]></category>

		<category><![CDATA[142857]]></category>

		<category><![CDATA[7]]></category>

		<category><![CDATA[asal]]></category>

		<category><![CDATA[asal sayı]]></category>

		<category><![CDATA[basamak]]></category>

		<category><![CDATA[bölünme]]></category>

		<category><![CDATA[irrasyonel]]></category>

		<category><![CDATA[Ödüllü]]></category>

		<category><![CDATA[önerme]]></category>

		<category><![CDATA[problem]]></category>

		<category><![CDATA[rasyonel]]></category>

		<category><![CDATA[sayılar]]></category>

		<category><![CDATA[tam bölünme]]></category>

		<category><![CDATA[tamsayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sutvekurabiye.com/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[142857 üzerine bir yazı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/1227556102.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-134" title="1227556102" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/1227556102.jpg" alt="" width="250" height="136" /></a></p>
<p>Sayılar hayatımızın bir parçasıdır. Pozitif bilimlerin başlangıcıdırlar. Sayılar olmadan günümüz teknolojisine ulaşmamız düşünülemez. Kimimiz bazı sayıları uğurlu sayar. Benim böyle uğurlu bir sayım yok ama 7 sayısı favori sayılarımdan desem, yalan olmaz.</p>
<p>7 sayısının güzelliklerini ortaokul yıllarımda farketmeye başlamıştım. Mesela rasyonel bir sayıyı 7 ye böldüğümüzde eğer bölüm sonlanmıyorsa, virgülden sonra kendini tekrar eden kısım “142857” sayısı veya bu sayının ötelenmiş bir biçimi oluyordu.</p>
<p>Örneğin:</p>
<p>10 / 7 = 1,428571&#8230; (428571 kendini tekrar ediyor)<br />
11 / 7 = 1,571428&#8230; (571428 kendini tekrar ediyor)<br />
10.5 / 7 = 1,5 (sonlanıyor)</p>
<p>Ayrıca, bu sayının kendi içinde de güzellikleri bulunuyor.</p>
<p>142857142857&#8230;</p>
<p>7*2=14 (ilk 2 hane)<br />
14*2=28 (ikinci 2 hane)<br />
28*2=56 (57, üçüncü 2 hane, 6 yerine 7 olmasının nedeni bir altta)<br />
56*2=112 (artan basamaktaki 1 sayısı nedeniyle bir önceki aşama 57)<br />
57*2=114<br />
&#8230;</p>
<p>ve bu böylece devam edip gidiyor. 142857 sayısı aynı zamanda çevrimsel (cyclic) bir sayı.</p>
<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/142857_(number)" target="_blank">142857</a> (Wikipedia)</p>
<p><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/350px-roue_de_six_svg.png"><img class="alignnone size-full wp-image-138" title="350px-roue_de_six_svg" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/350px-roue_de_six_svg.png" alt="" width="350" height="350" /></a></p>
<p> </p>
<p>Gelelim <strong><span style="color: #ff0000;">ödül</span></strong> konusuna. Yukarıdaki çarkın ne anlatmak istediğini yorum olarak ilk gönderen kişiye benden bir çikolata. Ee, ne bekliyordunuz ki? Geliri olmayan bir günlüğün yazarından ancak bu kadar <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Çikolatanın markasını yazmayım, reklama girer. Bu konuda ödülü kazanan kişiyle anlaşacağımı umut ediyorum.</p>
<p>Şimdi ise geçenlerde karşılaştığım bir soruyu sizlere aktarmak istiyorum. Soruda şöyle diyor:</p>
<p><em>Pozitif bir tamsayının en sağdaki rakamı alınıp en sona getirilince elde edilen sayı, orijinal sayının 1,5 katına eşit oluyor. Bu koşula uyan en küçük sayı nedir?</em></p>
<p>İlk bakışta bu sorunun 7 ile ya da 142857 ile ne ilgisi olabilir diyebilirsiniz. Ama sorunun aşama aşama çözümünü yaptıkça bunun cevabını kendiliğinizden bulacağınıza eminim.</p>
<p>Soruda anlatılmak istenen örneğin 146 gibi bir sayı var; o zaman 614 sayısının 146 sayısının 1,5 katı olup olmadığını kontrol etmemiz gerekir. Baktığımızda bunun böyle olmadığını görüyoruz. Ayrıca sayının kaç basamaklı olduğunu da bilmiyoruz. O zaman sayılar konusundaki temel çözüm yöntemiyle başlıyoruz.</p>
<p>(ab)*1,5 = (ba) ise;</p>
<p>(10*a+b)*1,5 = 10*b+a</p>
<p>14*a = 8,5*b yapar ki bu şartları sağlayan “a” ve “b” <span style="text-decoration: underline;">rakam</span>larının bulunamayacağı açıktır. 3 basamaklı sayılarla çözüme devam edelim:</p>
<p>(abc)*1,5 = (cab) ise;</p>
<p>140*a+14*b = 98,5*c</p>
<p>14*(ab) = 98,5*c sonucuna ulaşırız. Biraz önceki denklemde de olduğu gibi eşitliğin sol tarafında 14 çarpanı karşımıza çıktı. Sağ tarafta ise 98,5 çarpanı var. 14=2*7 şeklinde <span style="text-decoration: underline;">asal</span> çarpanlarına ayrılabilir. “c” bir rakam olduğuna göre, içerisinde hem 2’yi hem de 7’yi barındıramaz. Bunun yanında &#8220;c” içerisinde 2 çarpanı olsa dahi bu 98,5 sayısının ondalıklı olduğu gerçeğini değiştirmez ve buraya gelecek ondalıklı sayının da 7 ile tam bölünmesi beklenemez. Biz de bu durumda şöyle bir seçeneğe yönelebiliriz. “c” sayısını 4 olarak seçersek, 2&#8242;lerden biri 14&#8242;le sadeleşecek. Diğer 2 ise 98,5 la çarpılarak 7’ye tam bölünmeyi kolaylaştıracaktır.</p>
<p>Şimdi 3 basamaklı denememizin doğruluğunu kontrol edelim. 98,5*2= 197. Ve bu sayı 7 ile <span style="text-decoration: underline;">tam</span> bölünmez. O halde bölünen bir sayı bulana basamakları artırmaya devam edeceğiz. 4 basamaklı sayılar için çözüm denemesi;</p>
<p>(abcd)*1,5 = (dabc) ise;</p>
<p>14*(abc) = 998,5*d sonucuna ulaşırız. “998,5”, “98,5” ve “8,5” arasındaki ilişki dikkatinizi çekmiş olmalı. Her yeni basamak eklendiğinde, <span style="text-decoration: underline;">katsayı</span>mıza soldan bir “9” ekleniyor. Bu özelliği kullanarak diğer aşamaları kestirmeden deneyebiliriz.</p>
<p>998,5*2 = 1997 ve bu sayı 7 ile tam bölünmez.</p>
<p>5 basamaklı sayılar için çözüm denemesi;</p>
<p>9998,5*2 = 19997 ve 7 ile bölünmeyen bir sayı daha! (Dileyen okuyucular kestirmeyi 19&#8230;97 sayısı için de kullanabilirler.)</p>
<p>6 basamaklı sayılar için çözüm denemesi;</p>
<p>99998,5*2 = 199997 ve bingo!</p>
<p>199997 / 7 = 28571.</p>
<p>Tam bölünmeyi sonunda elde ettik. Şu anda sayımızın kaç basamaklı olduğunu biliyoruz. O zaman önermemizin sonuçlarını çözümümüzde kullanalım.</p>
<p>(abcdef)*1,5 = (fabcde)</p>
<p>14*(abcde) = 99998,5*f</p>
<p>f = 4 ise (öyle varsaymıştık);</p>
<p>abcde = 28571 ve f = 4.</p>
<p>Bu durumda baştan beri aradığımız sayı (abcdef) = 285714. Böylece sonuca ulaşırken, başlangıçta 7 ve 142857 ile bir alakası olmayan problemin sonucunun alakasını da kurmuş olduk.</p>
<p>Bir sonraki yazıda ve ödülde görüşmek üzere,</p>
<p>Celâl</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sutvekurabiye.com/142857-odullu-yazi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İlk Çarşı</title>
		<link>http://www.sutvekurabiye.com/carsi.html</link>
		<comments>http://www.sutvekurabiye.com/carsi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 22:35:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Askerlik]]></category>

		<category><![CDATA[Gezi]]></category>

		<category><![CDATA[ajan]]></category>

		<category><![CDATA[asker]]></category>

		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<category><![CDATA[çarşı]]></category>

		<category><![CDATA[coğrafya]]></category>

		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[devrim]]></category>

		<category><![CDATA[Filistin]]></category>

		<category><![CDATA[gerilla]]></category>

		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>

		<category><![CDATA[içtima]]></category>

		<category><![CDATA[işçi]]></category>

		<category><![CDATA[katliam]]></category>

		<category><![CDATA[köylü]]></category>

		<category><![CDATA[Munzur]]></category>

		<category><![CDATA[nehir]]></category>

		<category><![CDATA[Nepal]]></category>

		<category><![CDATA[operasyon]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Patagonya]]></category>

		<category><![CDATA[şehit]]></category>

		<category><![CDATA[terör]]></category>

		<category><![CDATA[terörist]]></category>

		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<category><![CDATA[vahşet]]></category>

		<category><![CDATA[vatandaş]]></category>

		<category><![CDATA[yasa]]></category>

		<category><![CDATA[zulüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sutvekurabiye.com/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Askerden izlenimler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba arkadaşlar,</p>
<p>Askerliğimi yaptığım yurdumuzun bir ilinde (bunu burada açıklamayacağım, yazıyı okuyanlar ufak bir araştırmayla anlayacaklardır), ilk çarşıya çıktığımda gözlemlerimi ve edindiğim izlenimleri yazıya dökmüştüm. 2,5 yıl sonra o yazıyla tekrar karşılaştığımda, sizlerle paylaşmaya değer olduğunu düşündüm. Güvenlik nedeniyle değiştirdiğim 1-2 ufak ifade haricinde yazıyı olduğu gibi sizlere sunuyorum:</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #3366ff;">Bugün ilk defa 2 saat kadar çarşıya çıkma fırsatım oldu. Satın almak istediğim birçok şeyi Pazar günü olduğu için bulamadım. Şehir coğrafik olarak çok güzel ama burada bunu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına çok görenler olduğu için rahatlıkla bu imkânlardan yararlanmak mümkün değil. Munzur nehri kıvrım kıvrım şehrin yanından mükemmel manzaralarla geçiyor. Hemen nehrin kenarında birkaç tesis var. Serinlemek için uygun bir yerde ayaklarımı suya soktum. Hakikaten çok etkileyici bir havası var. Daha sonra taksiye binmek için merkeze yürüdük arkadaşlarla. Bir gazetecide gördüğüm 2 tane gazeteyi -biraz da meraktan- satın aldım. Bunlar &#8220;işçi-köylü&#8221; ve &#8220;devrimci demokrasi&#8221; gazeteleriydi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #3366ff;">&#8220;İşçi-Köylü&#8221; gazetesinde mütemadiyen Kuzey Irak ve doğu illerimizi kastederek &#8220;T. Kürdistanı&#8221;, Terörle Mücadele Yasası (TMY) kastedilerek &#8220;Toplumla Mücadele Yasası&#8221;, hain teröristler kastedilerek &#8220;gerilla&#8221;, vb. tanımlar sıklıkla geçmekte. Burada yapılan askeri operasyonlar kastedilerek &#8220;zulüm, katliam ve vahşet&#8221; ifadeleri kullanılmış. Silahlı Kuvvetlere kayıplar verdirdiklerinden bahsetmişler!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #3366ff;">&#8220;Devrimci Demokrasi&#8221; gazetesinde teröristler açıkça şehit sayılmakta, Atatürk’ün Trabzon&#8217;da çeteciliği destekleyip, Trabzon&#8217;un şu andaki sosyopolitik konumuna doğrudan etki ettiğine dair yazı dizileri hazırlanmakta, Emniyet&#8217;in terörü azaltmak amacıyla halka çağrıda bulunduğu bir duvar ilanına göndermede bulunarak &#8220;Dersim&#8221; halkını &#8220;ajanlığa&#8221; zorladığını iddia etmekte, içtima hâlindeki teröristlerin fotoğrafları yayınlanmakta, şehitlerimizle ilgili haberler en iyi ihtimalle Patagonya ordusunun kayıpları gibi verilmekte.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #3366ff;">Bu ve buna benzer seçilmiş kelimelerle buralarda yaşayan halkı zehirleyen gazetelerin yayın hayatına nasıl devam ettiğini anlayamıyorum. Aralarda sadece başlığına bakınca &#8220;evet doğru şeyler de yazmış bunlar&#8221; dedirten haberler de var. Mesela Filistin, Ortadoğu ve Nepâl’de süregiden soykırımları kınayan yazılar var. Ama haberin içeriğini okuyunca bunları kendilerine örnek aldıkları, buradan &#8220;biz de eziliyoruz, aynı baskılara maruz kalıyoruz&#8221; anlamını çıkardıkları ve yazıları buna göre yönlendirdikleri ortaya çıkıyor.</span></p>
<p>Yorumsuz</p>
<p>Celâl</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sutvekurabiye.com/carsi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital Fotoğraf Makinesi - 2</title>
		<link>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto2.html</link>
		<comments>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2008 22:03:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<category><![CDATA[Rehber]]></category>

		<category><![CDATA[aperture]]></category>

		<category><![CDATA[bakaç]]></category>

		<category><![CDATA[balık gözü]]></category>

		<category><![CDATA[dar açı]]></category>

		<category><![CDATA[değişken odak]]></category>

		<category><![CDATA[diyafram]]></category>

		<category><![CDATA[geniş açı]]></category>

		<category><![CDATA[Goethe]]></category>

		<category><![CDATA[Hitchcock]]></category>

		<category><![CDATA[ışık]]></category>

		<category><![CDATA[konu]]></category>

		<category><![CDATA[LCD]]></category>

		<category><![CDATA[net alan derinliği]]></category>

		<category><![CDATA[objektif]]></category>

		<category><![CDATA[obtüratör]]></category>

		<category><![CDATA[optik]]></category>

		<category><![CDATA[örtücü]]></category>

		<category><![CDATA[shutter]]></category>

		<category><![CDATA[tele objektif]]></category>

		<category><![CDATA[vizör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sutvekurabiye.com/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğraf makinesinin parçaları]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></br><br />
Serinin 1. bölümünde, ilk olarak fotoğraf makinesinin parçalarını anlatacağımı söylemiştim. Şimdi sözümde duruyorum.</p>
<p>Fotoğraf makineleri çok çeşitli parçalardan oluşur. Pozometre (objektife gelen ışığın şiddetini ölçer), film sarma kolu (analog motorsuz makinelerde filmi ilerletir), poz sayacı (kaçıncı pozda kalındığını gösterir), harici flaş takma yeri (bunun adı üstünde) gibi bir sürü uç örnek bulunabilir (fantazi yapanları saymıyorum bile) ama biz her fotoğraf makinesinin olmazsa olmazı 4 ana parça üzerinde duracağız: <strong>objektif</strong>, <strong>diyafram</strong>, <strong>örtücü</strong> ve <strong>bakaç</strong>. 1. bölümün tarzından da anlayacağınız üzere, teknik bilgiler vermek yerine kısa ve akılda kalıcı, örneklerle bezenmiş bir yazı bekliyor sizleri.</p>
<p>Yazının yazılması esnasında oluşan teknik bir arıza sebebiyle (arızayı ben de çıkarmış olabilirim, bir de TRT altyazısı gibi oldu teknik bir arıza) yazının yarıya yakını tekrar düşünülmüş ve yazılmıştır, bunun kızgınlığı yazıya yansırsa, şimdiden affola.<br />
<br /></br><br />
<strong>Objektif</strong></p>
<p>Hemen hepimiz lisedeyken veya üniversite sınavına hazırlanırken fizik derslerinde <strong>optik</strong> görmüşüzdür. Neydi efendim bu optiğin konusu, hatırlayalım: mercekler, aynalar, prizmalar, yansıma, kırılma, Snell yasası, gölge boyu, vs. <strong>ışık</strong>la ilgili her şey. İşte fotoğraf makinelerinde ışığın sensöre (algılayıcıya, filme) istenilen şekilde düşmesini sağlayan, içinde mercekler bulunan en önemli optik parçası <strong>objektif</strong>tir. İnsan için gözün görevi ne ise, fotoğraf makinesi için de objektifin görevi odur, ayarladığınız derinlik, genişlik ve netlikte ışığı içeri alıp görüntü oluşmasını sağlamak.</p>
<p>İlk bölümde tanıttığımız SLR makinelerin hemen hepsinde objektif değiştirilebilir bir parçadır ve kullanım amacına göre istediğimiz objektifi satın alıp SLR makinelerin gövdesine takıp kullanabiliriz. Buna karşın diğer sınıflarda bu özellik çok çok ender görülmektedir (bir kaç SLRımsı model). Peki neden? Çünkü objektif pahalı bir parçadır ve diğer sınıfların alıcıları (hadi hayırlısı, şimdi de sınıfçılığa başladım, yakında compact makine sahiplerine özgürlük istersem şaşırmayın) bu kadar ücret ödemek istemezler. Sınıfına uygun kalitede monte bir objektifleri olur ve bu tip makinelerin objektifleri için konuşulacak fazla bir şey yoktur. Belki üzerlerinde bir kaç küçük ipucu taşırlar o kadar. Örneğin objektifin çerçevesinde yazan 35-105mm ifadesi bu makinenin 3X optik büyütmeye kadar izin verdiğini gösterir (105/35 = 3).</p>
<p><strong>Geniş açılı</strong> objektifler genellikle dar mekanlarda kullanılırlar. <strong>Balık gözü</strong> dediğimiz objektifler bu sınıftandır. Güzel bir örnekle bunu size anlatacağım ve şıp diye kavrayacaksınız, eminim. Bir arabanın iç hacminin geniş olduğunu bir fotoğrafla ifade etmek istiyor olalım. Hemen çantadan geniş açılı objektif çıkarılır, makinemizin gövdesine monte edilir, aracın A ya da C sütununun üst kısımlarından karşı çapraza doğru güzel bir kare çekilir (daha çok hile var da yeri değil) ve sonuç:</p>
<p><a href="http://www.harikaarabalar.com/data/media/285/Acura_RDX_Concept_car_wallpaper_21.jpg" target="_blank">Nissan Acura</a></p>
<p>Bu fotoğraftan anlaşılacağı üzere geniş açılı objektifler çerçevenin kenarına yaklaştıkça ışığı daha fazla kırarlar ve bu göze garip gelen görüntü oluşur. İşlevini düşününce geniş açılı objektiflerin, iç mekanları geniş göstermek için kullanılması gerektiğini düşünebilirsiniz ama &#8220;sanat sanat içindir&#8221; diyen birileri bu objektifle gökyüzü ya da doğa fotoğrafı da çekmiş olabilir. Hemen 1 bardak su alınız ve kendinizi &#8220;sanatçı burada bize ne anlatmak istemiş&#8221; temalı düşünce balonunuzun kollarına bırakınız, rahatlayınız.</p>
<p><strong>Dar açılı</strong> objektifler ya da <strong>teleobjektifler</strong> portre çekimlerinde spor ve doğa çekimlerinde kullanılırlar. Örneğin araba yarışlarında, yarış esnasında çekim için araca fazla yaklaşamazsınız. Nitekim <strong>Hitchcock</strong>&#8216;un <strong>Arka Pencere</strong> (1954) filminde eski savaş yeni yarış fotoğrafçısı Jeff en yakın fotoğrafı çekmeye çalışırken bacağını kırıyor, peşinden evde sağlığına kavuşmayı beklerken evin avluya bakan arka penceresinden malum olaylara tanık oluyordu. O zamanlar teleobjektif yok muydu bilmiyorum ama filmin heyecanıyla bu soru aklıma bile gelmemişti <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> .</p>
<p>Maç hastası arkadaşlar mutlaka fark etmiştir, sahanın kenarında, kale arkasında fotoğrafçılar ve bunların sıra sıra dizilmiş teleskop gibi uzun teleobjektifleri vardır. Çünkü gidip de futbolcuyu yakınından çekemezsiniz ama uzaktan bu objektiflerle çok ayrıntılı fotoğraf çekmek mümkündür. Adı üstünde dar açılı olduğu için bir kareye -nispeten- geniş bir alan sığdıramazsınız, bu da bu objektiflerin dezavantajıdır. Fotoğrafla biraz ilgili olanlar da güvenlik nedeniyle uzaktan çekilmiş insan portreleriyle karşılaşmış olabilir, evet bildiniz: <strong>teleobjektif</strong>.</p>
<p><strong>Değişken odaklı</strong> objektifler kolaycı zihniyetin bir ürünüdür ve pazarı kaplama yolunda hızla ilerlemektedirler. SLR makineler bir pazarlama stratejisi olarak genellikle bu tip objektiflerle birlikte satılırlar (mesela 18-55mm). Bu objektifler optik büyütme yapmaya izin verirler. Bu özellikleri sayesinde birden fazla objektifin görevini üstlenebilirler ama bunu yapmak için çok sayıda mercek kullandıkları için görüntü kalitesi ve ışık şiddetinde düşüşe neden oldukları iddia edilir. Her şeye rağmen fiyat/performans objektifleridir, seviniz, sevdiriniz, bu dünya kimseye kalmaz.</p>
<p>Farklı kullanım alanları olan başka objektifler de vardır: süper teleobjektif, aynalı teleobjektif, makro objektif gibi. Profesyonel fotoğrafçıların çok sayıda değişik amaçlara hizmet eden objektifleri vardır ve bunları gözü gibi korurlar (sakın ola cam kısımlarına dokunmayın, bu sondan bir önceki hissiniz olabilir). Fotoğraf çekip deneyim kazandıkça değişik objektiflere neden ihtiyacınız olduğunu zaten bir süre sonra kendiliğinden fark edersiniz.</p>
<p>Bu kadar objektif yeter, biraz da sübjektif olalım gibi iğrenç bir espriyle diyaframa geçelim.<br />
<br /></br><br />
<strong>Diyafram</strong></p>
<p>İnsan gözünde gözbebeğinin fotoğraf makinesindeki karşılığı <strong>diyafram</strong>dır. Ee ne demek ki bu şimdi? Yine biraz geçmiş bilgilerimize başvuracağız (bu yazıları aslında ilköğretim öğrencileri de okuyor olabilir, onların zaman makinesine binmesine gerek yok, günümüzde kalabilirler). Karanlık bir ortamda gözbebeklerimiz kocaman olur, aydınlığa çıkınca küçük bir nokta hâline gelirler. Işık şiddeti fazla olduğundan almaçların zarar görmemesi için bu şekilde gözbebeğinden geçen ışığın şiddeti azaltılır. Buradan gerekli ipucunu aldık gibi. Eğer fotoğraf makinesinin sensörüne daha az ışık düşmesini istiyorsak diyaframı kısmalıyız, yok ortam karanlık ve -<strong>Goethe</strong>&#8216;nin rivayet edilen son sözleri gibi- biraz daha fazla ışık istiyorsak diyaframı açmalıyız. Bu özellik makinelerde genellikle <strong>A</strong> (<strong>Aperture</strong>) harfiyle ifade edilir. Diyafram açıklığını değiştirmeye izin veren bir makinenin A değeriyle oynayarak ışığın şiddetindeki değişikliği kolaylıkla fark edebilirsiniz.</p>
<p>Asıl sürpriz şimdi geliyor. Diyafram bu işlevini yerine getirirken optik geometrisi nedeniyle ikinci bir ciddi değişikliğe daha neden olur: <strong>net alan derinliği</strong>. Tam önünüzde (konu) 3 adet nesne var. Size en uzak ve en yakın olan nesnelerin bulanık, ortadaki nesnenin ise net göründüğü bir kare çekmek istiyorsunuz: bingo! Aradığınız şey diyafram açıklığı. Açıklığı değiştirerek ışık şiddetinin yanında konunun ne kadar derinlikte net çıkacağını da belirleyebilirsiniz.</p>
<p>Işık şiddetini değiştirebileceğimiz örtücüyle, parçalar arasındaki yolculuğumuza devam edelim.<br />
<br /></br><br />
<strong>Örtücü</strong></p>
<p><strong>Obtüratör</strong> olarak da bilinen <strong>örtücü</strong>, bir nevi göz kapağına benzetilebilir, hatta gözbebeği kapağı desek sanki biraz daha mantıklı olur. Az önce diyaframı kısarak ışığın girebileceği açıklığı küçültebileceğimizi öğrenmiştik. Örtücü ise istediğimiz <strong>süre</strong> boyunca ışığın içeri girmesini ve sensöre düşmesini sağlarlar. Bir oyun oynayalım: Önümüzde bir perde var ve arkasında da görmek istediğimiz sahne ama bu sahneyi sadece saniyenin 1000de biri görmek istiyoruz, çünkü çok parlak bir sahne. Örtücü işte bu perde ve 1/1000sn. açılıyor ve hemen geri kapanıyor. Kabaca çalışma şekli bu diyebiliriz. Bu süre ne kadar uzun olursa o kadar fazla ışık sensöre ulaşıyor. Bu özellik makinelerde genellikle <strong>S</strong> (<strong>Shutter)</strong> harfiyle ifade edilir. Örtücü hızını (aslında süresini) değiştirmeye izin veren bir makineyle giriş seviyesinde bile çok güzel kareler yakalayabilirsiniz.</p>
<p>Gece dış çekimlerinin vazgeçilmez öğesidir örtücü hızı. Otoyollar üzerinde araçların uzayıp giden far çizgilerinden oluşan fotoğraflar görmüşsünüzdür ya da astronomiyle ilgileniyorsanız, diğer yıldızların kutup yıldızı etrafındaki dansını. Profesyonel makinelerle günümüzde dakikalarca ışık kaydedilebilmektedir.</p>
<p>Daha sonra bu konuya ayrıntılı olarak değinmek istediğim için şimdi yüzeysel olarak <strong>A </strong>X<strong> S</strong> karşıtlığından bahsetmek istiyorum. Fotoğraf çekerken genellikle bir ışık dengesi ve alan derinliği yakalanmak istenir. Alan derinliği istenilen değere geldiğinde ışığı dengelemek için örtücü hızı ayarlanır, veya tersi de olabilir. Estetik amaçlı buna aykırı işler de denenebilir ayrıntısına başka bir yazıda girmeyi planladığım.<br />
<br /></br><br />
<strong>Bakaç</strong></p>
<p>Eskiden analog makinelerle fotoğraf çekmeye kalkıştığımızda kafamızı makineye iyice bitiştirir ve küçük bir delikten görebildiğimiz kadarıyla annemizi, babamızı, arkadaşlarımızı o kareye sığdırmaya çalışır, bazen başarır, bazen de sadece koldan oluşan dayımızdan azar işitirdik. İşte o küçük deliğin adı <strong>bakaç</strong> ya da <strong>vizör</strong>. Dijital makinelerde artık kaybolmaya yüz tutan bu parça, kendine profesyonel makinelerde hâlâ yer buluyor. Siz, kocaman LCD ekran varken ne gerek var minicik bakaca diyebilirsiniz ama kazın ayağı hiç de öyle göründüğü gibi değil.</p>
<p>Bir kere optik bir ünite olduğu için pilin ömrünü yiyip bitirmezler LCD ekranlar gibi, doğa fotoğrafçıları genelde makinenin LCD ekranı kapalı şekilde gezinirler pilleri bitmesin diye. Sonra SLR makinelerin özel optik düzenekleri sayesinde tam olarak çekeceğiniz fotoğraf karesini gösterir bakaçlar. Üzerindeki diyoptri ayarı ile kendi gözünüze göre ayarladınız mı, birden, çok işlevsel bir parçaya dönüşebilirler.</p>
<p>Yazacak daha çok şey olmakla birlikte, yine okunabilirlik ve benim uykusuzluk sınırlarımı fazla zorlamadan bitirmekte fayda görüyorum. Geleneksel yazı sonu bağlantılarını ekleyerek veda ediyorum:<br />
<br /></br><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/gelisim/fotograf/anaeleman.htm" target="_blank">http://www.biltek.tubitak.gov.tr/gelisim/fotograf/anaeleman.htm</a></p>
<p><a href="http://www.ansiklopedim.com/fizik/optik01.sb" target="_blank">http://www.ansiklopedim.com/fizik/optik01.sb</a></p>
<p><a href="http://www.kameraarkasi.org/fotograf/makineler/bolumleri/govde/enstantane.html" target="_blank">http://www.kameraarkasi.org/fotograf/makineler/bolumleri/govde/enstantane.html</a></p>
<p><a href="http://www.fotograf.net/Fotograf/Dersler/MakinaParcalari/index.htm" target="_blank">http://www.fotograf.net/Fotograf/Dersler/MakinaParcalari/index.htm</a></p>
<p><a href="http://www.cumhuriyet.edu.tr/akademik/bolum_guzelsanat/makine.html" target="_blank">http://www.cumhuriyet.edu.tr/akademik/bolum_guzelsanat/makine.html</a></p>
<p><a href="http://www.nenasil.com/nenasil.asp?ID=62&amp;sayfa=1" target="_blank">http://www.nenasil.com/nenasil.asp?ID=62&amp;sayfa=1</a><br />
<br /></br><br />
Celâl<br />
<br /></br></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto2.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Unutmak, Issız Ada(m)</title>
		<link>http://www.sutvekurabiye.com/unutmak.html</link>
		<comments>http://www.sutvekurabiye.com/unutmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2008 23:56:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Edebiyat/Dil Bilgisi]]></category>

		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<category><![CDATA[hafıza]]></category>

		<category><![CDATA[Issız Adam]]></category>

		<category><![CDATA[nisyan]]></category>

		<category><![CDATA[unutmak]]></category>

		<category><![CDATA[unutulmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sutvekurabiye.com/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[Unutmak nasıl bir his acaba, ya unutulmak?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></br><br />
<a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/unforgivengraveside_rounded2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-85" title="unforgivengraveside_rounded2" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/unforgivengraveside_rounded2.jpg" alt="" width="203" height="200" /></a><br />
<br /></br><br />
Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür (Nebi abi teşekkürler).</p>
<p>Yani insan hafızasının sakatlığı da <strong>unutmak</strong>mış. Unutmak deyince, öyle tamamıyla hafızadan silinmek anlamında düşünmemek lazım gelir. Mesela evlat acısını dahi unutamasaydı yaralı yürekler, nasıl devam edebilirlerdi acılı hayatlarına, değil mi? Bununla birlikte çok daha masum unutma şekilleri de mevcuttur şu fani dünyada. Kimi evlilik yıldönümünü unutur evliliğin 3. yılında, kimi parmağına ipi neden bağladığını! Hepsinden ötesi bu eylemin sizin üzerinizde gerçekleşmesi yani edilgen bir hâl alması da mümkündür: <strong>unutulmak</strong>. Herhalde en trajediye dönüşebilesi de budur.</p>
<p>Dün akşam izledim <strong>Issız Adam</strong>&#8216;ı. Filmden bahsedeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Uzun süredir taslak olarak kafamda duran ve bu filmin tetiklediği bir kaç şeyle sizi rahatsız etmek istedim sadece.</p>
<p>Hatırlamak ve devamında gelen tepkiler canlılar arasında insana özgü durumlar değil. Bununla birlikte bu tepkiler insandan insana büyük farklar göstermekte, bu da mizacın kapsamına giriyor. Kimisi umursamaz bir tavır takınabilirken, kimisi de hayatını bu tip duygulara adayabiliyor.</p>
<p>Öyle ya da böyle bazılarımız duygularını uzun süre bastırabiliyor ama bir gün bir olay oluyor ve film kopuyor. Unuttuğunu sandığın şey aslında üzerine yazamadığın -readonly- bir alan çıktı, neden şaşırıyorsun ki? Vaktiyle CD&#8217;yi yazarken tek geri dönüşün kırıp atmak olduğunu bilmiyor muydun? Öyleyse neden saklıyorsun hâlâ? Beklentilerini gerçeklerle yüzleştirmenin vakti gelmedi mi? Kendine yalan söylemek neden bu kadar çekici? Samimiyetin tanımını bile mi yapamıyorsun? <strong>Anlamazdın</strong> bir mazeret mi (yoksa bahane mi)? Hasret senin için bir haslet mi yoksa &#8220;ayrılık hasreti kâr etti cana&#8221; dizesinde belirttiği üzere Sıtkı gibi canına işledi mi? Peki kalp sadece biyolojik bir organ mı yoksa içine duygularını koyabildiğin metaforik bir anlam da taşıyor mu?</p>
<p>Daha soracağım çok soru var ve hepsi kendime kimse alınmasın, cevapları başka bir bilinmeyen. Verdiğim rahatsızlık nedeniyle daha fazlasını vermek isterim -yine- kendime.</p>
<p>Filmle ilgili 1 cümle kurmazsan ortadan 2ye çatlarım (yani kabul ediyorum yanılmadınız). Gitmemesi gerekenler: -13 (kız, oğlan farketmez, anlamsız yani, parana yazık, git çikolata falan al), sevgililer (sevgilini koluna tak, eğlenmene bak, demedi deme, Yaprak Dökümü izle).</p>
<p>Celâl</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sutvekurabiye.com/unutmak.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital Fotoğraf Makinesi - 1</title>
		<link>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto1.html</link>
		<comments>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto1.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2008 23:33:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<category><![CDATA[Rehber]]></category>

		<category><![CDATA[analog]]></category>

		<category><![CDATA[anı fotoğrafçılığı]]></category>

		<category><![CDATA[aperture]]></category>

		<category><![CDATA[compact]]></category>

		<category><![CDATA[digital]]></category>

		<category><![CDATA[dijital]]></category>

		<category><![CDATA[foto]]></category>

		<category><![CDATA[fotoğrafçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Moore]]></category>

		<category><![CDATA[objektif]]></category>

		<category><![CDATA[odak]]></category>

		<category><![CDATA[optical]]></category>

		<category><![CDATA[optik zoom]]></category>

		<category><![CDATA[örtücü]]></category>

		<category><![CDATA[paralaks]]></category>

		<category><![CDATA[paralax]]></category>

		<category><![CDATA[photo]]></category>

		<category><![CDATA[photograph]]></category>

		<category><![CDATA[photography]]></category>

		<category><![CDATA[piksel]]></category>

		<category><![CDATA[shutter]]></category>

		<category><![CDATA[slim]]></category>

		<category><![CDATA[SLR]]></category>

		<category><![CDATA[SLR Like]]></category>

		<category><![CDATA[ultra]]></category>

		<category><![CDATA[ultra compact]]></category>

		<category><![CDATA[ultrazoom]]></category>

		<category><![CDATA[zoom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sutvekurabiye.com/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğrafçılık serisine giriş yazısı. Dijital fotoğraf makineleri sınıflandırılmıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhaba,</p>
<p>Sitede bundan sonra fotoğrafçılık üzerine de yazılar yazmayı düşünüyorum. Önce dijital fotoğrafçılıktan başlarız, fotoğraf makinesi satın alırken dikkat etmemiz gerekenlerden sonra çekim teknikleri üzerine devam ederiz. Ben de bu işte yeni birisi olarak sizden gelecek yorumlarla kendime yön vermek istiyorum (kazan-kazan prensibi, zorunlu olmayan mutualizm).</p>
<p>Dijital fotoğraf makineleri günümüzde lüks sınıfından çıkıp hepimizin evine girmeye başladı. Analog makinelere göre büyük avantajları mevcut. Buna pek çok örnek verilebilir. Eskiden fotoğraf çekmek büyük dertti (nerede o eski Ramazanlar?). Sahne 36lık pozlara filmi yakma endişeleriyle kaydedilir, ardından makineden çıkarılıp stüdyoda banyo ettirilirdi. Kendi karanlık odalarına sahip olan şanslı, zengin ve azimli azınlığı saymıyorum tabii ki. Çekerken planladığımız şeyleri baskıda göremediğimiz zaman ya da kenarından yanmış bir fotoğrafla karşılaştığımızda üzülürdük en azından. Bunların yanında maliyet hesapları da korkuturdu muhtemelen birçoğumuzu. Küçük bir karşılaştırmanın bu noktada mantıklı olacağını düşünüyorum:</p>
<table style="height: 299px; text-align: left;" border="2" cellspacing="0" cellpadding="0" width="541">
<tbody>
<tr>
<td style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Analog</span></strong></td>
<td style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Dijital<br />
</span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: left;"><span style="font-size: 8pt;">Makine genelde ucuzdur.</span></td>
<td style="text-align: left;"><span style="font-size: 8pt;">Teknolojisi daha pahalı (en azından şimdilik).</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-size: 8pt;">Çekilen poz objektiften içeri giren ışığın film yüzeyini yakması olarak tanımlanır.</span></td>
<td><span style="font-size: 8pt;">Cm boyutlarında küçük bir alana toplanmış milyonlarca foto almacı, üzerine düşen ışığın şiddetini belirler ve bunu sayısal olarak hafıza birimine kaydedilmek üzere gönderir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-size: 8pt;">Film aynı zamanda makinenin hafıza birimidir ve sınırlı bir kayıt imkânı sunar.</span></td>
<td><span style="font-size: 8pt;">Flip-flop tabanlı, boyutu (şimdilik) 16GB’a kadar çıkan hafıza birimlerine görüntü dijital olarak kaydedilir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-size: 8pt;">Filmler genelde 36 pozluktur ve tekrar kullanılamazlar.</span></td>
<td><span style="font-size: 8pt;">Hafıza kartlarına çekim kalitesine bağlı olarak 10000lerce kare kaydedebilir ve bunları silip tekrar çekebilirsiniz.</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-size: 8pt;">Filmler karanlık odada kimyasallar kullanılarak banyo edilir. Sonra baskı yapılır.</span></td>
<td><span style="font-size: 8pt;">Pozlar dijital her türlü uyumlu ortamda (makinenin kendisi, cep telefonu, bilgisayar, televizyon) görüntülenebilir, üzerlerinde dijital müdahale yapılabilir, istenilen pozlar fotoğraf yazıcı cihazlardan çıktı alınabilir.</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Diyelim ki fotoğrafçılığa ilgi duyuyoruz ve bir fotoğraf makinesi edinmek istiyoruz. &#8220;Analog mu almalıyız, dijital mi?&#8221; gibi bir sorun yaşayacağınızı hiç zannetmiyorum. Analog makineler tabloda bahsettiğim farklardan dolayı artık fazla tercih edilmediği için nadiren üretiliyorlar. Yıllar önce almakta tereddüt ettiğiniz analog fotoğraf makinesi şu anda 10 YTL&#8217;ye alıcı buluyor olabilir. Alabileceğiniz en ucuz dijital makinenin 120-130YTL civarında satılması bile insanları tercih etmekten alıkoymuyor.</p>
<p>Peki, bir dijital fotoğraf makinesi satın almaya karar verdik diyelim. Nasıl bir makine alacağız, nereden alacağız, kaç paralık bir makine ya da kaç megapiksel (hep bunu sormak istemişimdir <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> )? Bu rehberin esas yazılma amacı da işte bu. İşe sınıflardan başlamak istiyorum.</p>
<p><strong>SLR (Single Lens Reflex) Makineler</strong></p>
<p>İsmini, ışığın makine içerisindeki almaca düşme yönteminden alan bu makineler, çekim anında ekrandaki görüntünün, çekim sonrası birebir aynısını verdikleri için profesyonellerin tercihi olmuşlardır. Bu yönde sağladığı avantajı, profesyonel olmayan bir kullanıcıya fiyatta dezavantaj olarak yansımaktadır.</p>
<p>Bu makinelerle ilgili çok karıştırılan bir mevzuya da açıklık getirmek istiyorum. Kendim de uzun bir süre böyle zannettiğim için bu konuda yeni olanları anlayabiliyorum. Işığın makine içerisine düşme süresinin (<strong>shutter</strong>) ve net alan derinliğinin (<strong>aperture</strong>) ayarlanabildiği makineler SLR olmak zorunda değildir. Daha doğrusu bu özellikler ile <strong>SLR</strong>, alakalı iki kavram değildir ama üreticiler her 2 konu da profesyonellere hitap ettiği için, bu özellikleri sıklıkla aynı makinelerde toplamışlar ve bu bağlamda yıllar süren kafa karışıklığına yol açmışlardır. Kendilerine buradan en derin teessüflerimi gönderiyorum. Makinenin shutter ya da aperture ayarlamaya izin vermesini beklemek profesyonellik, vizörde gösterdiğini %100 çekmesini beklemek ise ayrı bir psikopatlık olup şaka bir yana bir hobinin ne derece üst noktalara tırmanabileceğinin de bir göstergesidir.</p>
<p><strong>SLR-Like Makineler</strong></p>
<p><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/dijital.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-38" title="Panasonic DMC FZ8" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/dijital.jpg" alt="" width="247" height="230" /></a></p>
<p>SLR&#8217;ımsı olarak adlandırabileceğimiz bu makinelerde <strong>SLR</strong>&#8216;daki birebir doğruluk yerine her zaman paralaks hatası oluşması riski mevcuttur. Yine üreticilerin bize bir hediyesi olarak bu makinelerde çoğunlukla <strong>Shutter</strong> ve <strong>Aperture</strong> ayarları bulunur. Bu da içinizde yanan sanat ateşini dışa vurmak için iyi bir fırsat teşkil eder. Bu sınıfı <strong>SLR</strong>&#8216;ın getirilerine parası yetmeyen ama bir yandan da profesyonelliğe ucuz yollu adım atmak isteyen fırsatçı, zeki, çevik ve ahlâklı fotoğrafseverler tercih ederler. Şu anda neden benim de bir <strong>SLR-Like</strong> makineye sahip olduğumu hemen anlamışsınızdır umarım <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Kalıplarındaki benzerlikler nedeniyle bu sınıfın makinelerini <strong>ultra-zoom</strong> sınıfı makinelerle karıştırma olasılığınız vardır. Birazdan değineceğimiz compact sınıfın daha fazla zoom yapabilmesi için büyük üretilmiş versiyonları bu <strong>ultra-zoom</strong> dediğim sınıfı oluşturur. Sanata fazla prim vermeyen, bir yandan da tek esprisi 10X, 12X gibi nispeten yüksek büyütme olan bu makinelerin zamanla yerini <strong>SLR-Like</strong> makinelere bırakacağını düşünüyorum. Bu nedenle bunlar için ayrı bir başlık açmayacağım.</p>
<p>Şunu aklınızdan çıkarmayın: profesyonel özellikleri olmayan (örneğin shutter, aperture, exposure, bracketing, vb.) makinelerle de sanat olur. Sanat, yapıyorum diyenindir. Sanatın sınırlarını bugüne kadar net olarak çizebileni duymadım. Yine de şunu da akıldan çıkarmamak gerekir: &#8220;Alet işler, el övünür&#8221;. Yani üretebileceklerinizin çeşitliliği, elinizdeki seçeneklerin çokluğuyla genellikle doğru orantılıdır.</p>
<p><strong>Compact Makineler</strong></p>
<p>Eveet, gelelim kimsenin içinden çıkamadığı bir sınıfa.</p>
<p>Bir zamanlar dizüstü bilgisayarlar ilk çıktığında hemen hepsi <strong>notebook</strong> ya da <strong>laptop</strong> şeklinde adlandırılırdı. Gel zaman git zaman bunlar boyutuna göre (<strong>netbook</strong>), ekranına yazı yazılabilmesine göre (<strong>tablet pc</strong>), parçalarının takılma kolaylığına göre (<strong>smartbook</strong>) vesaire çeşitli isimlerle anılır oldular. Bu sınıfların herhangi birine girmeyenler ise notebook isminde kalmaya devam etti. Bu süreç, teknoloji destekli hemen her üründe hızlı veya yavaş, er geç yaşanır. (örnek otomobil&#8217;den türeyen SUV, arazi taşıtı, 4X4, station wagon, hatchback, sedan, sport, cabrio, vb.)</p>
<p>Dijital fotoğraf makinelerinde ise önceleri boyuta göre bir sınıflandırma yoktu. Çıkan makineler -çok enteresan bir özelliği olmadığı sürece- almaç üzerindeki etkin piksel sayısına göre yani çözünürlüğe göre sınıflandırılırdı. Üniversite yıllarımda (2 ya da 3. sınıf yani 2000 civarı) 1Megapiksel&#8217;in altında çözünürlüklü küçük bir dijital fotoğraf makinesi olan arkadaşımın (merhaba Tolga, Antalya&#8217;da işler nasıl, yengeye selam <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> ) çektiği fotolar, o zamanki yegâne fotoğraf arşivimi oluşturuyordu.</p>
<p>Zamanla bu makineler özelliklenmeye, çeşitlenmeye, büyümeye (<strong>ultra zoom</strong>), küçülmeye (<strong>ultra compact</strong>) başladılar. Geriye kalan orta karar makineler ise <strong>compact</strong> sınıf olarak varlıklarını devam ettirdiler. Yani hiç bir baltaya sap olamayan, üreticilerin &#8220;biz bunu imal ettik ama hiç bir şeye benzemedi ya da böyle ortaya karışık bir şey oldu, yine de piyasaya sürmek istiyoruz, bari sürümden kazanalım&#8221; dedikleri bütün makineler <strong>compact</strong> oldu.</p>
<p>Peki, bu sınıfın özelliği nedir, yenir mi, içilir mi? Evet hem yenir, hem içilir, çünkü bu sınıfın makineleri sudan ucuz olma eğilimindedir arkadaşlar. İlk defa dijital fotoğraf makinesi alacak olup, tek amacı <strong>anı fotoğrafçılığı</strong> olanlar genellikle <strong>compact</strong> sınıftan bir makine edinirler. Yazının başlarında da bahsettiğim 120-130 YTL&#8217;lik makineler bu sınıftan çıkar. (Genelkurmay Başkanı da genellikle Topçu sınıfından çıkar ama bunun konumuzla hiç bir ilgisi yok, saygıda kusur etmem, askeri personele fotoğraf kursunu %20 indirimle bile veririm). Bir kere bu makineler markaların baz versiyonlarını oluştururlar. Artık neredeyse standartlaşmış parçalar kullanırlar. Ebat olarak küçültülmeye fazla kasılmadıkları için, bu anlamda harcanmamış bir eforun parası sizden talep edilmez. Yüksek büyütmedir, efendime söyleyim/yazayım örtücü hızının ayarlanmasıdır (<strong>shutter</strong>), diyafram açıklığının değiştirilebilmesidir (<strong>aperture</strong>) gibi fazladan özellikleri olmadığı gibi <strong>SLR </strong>olmadıkları için paralaks hatası da bu sınıfın &#8220;yanında yatma da ye!&#8221;sidir.</p>
<p>Sonuç itibariyle bu sınıf, dijital fotoğraf makinesi olsun da ne olursa olsun diyenlerin tercihidir. Örnek mi istiyorsun ey okuyucu? Diyelim ki bir arkadaşın geldi yanına ve dedi ki: &#8220;Ya sen anlıyon gibi, bana 200 liralık bi makine baksana en iyisinden&#8221;. Ee, hazır kalkmış taa dijitalin kapısına kadar gelmiş geri çevirmek olmaz. Bu arkadaşa eli yüzü düzgün compact bir makine seçilir ve hayır duası alınır, yeni ufuklara, mutlu yarınlara, daha müreffeh bir geleceğe birlikte yelken açılır, hayat bayram olur, insanlar el ele tutuşur (fazla abartmadan yapınız)&#8230;</p>
<p><strong>Ultra Compact Makineler</strong></p>
<p><a href="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/dijital21.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-41" title="Kodak Easyshare V530" src="http://www.sutvekurabiye.com/wp-content/uploads/2008/11/dijital21.jpg" alt="" width="236" height="192" /></a></p>
<p>Diyelim ki (bu şekilde cümleye başlamak bağımlılık yaptı, sanki 30 yıldır kullanıyorum) piyangodan para çıktı, olmadı Mısır&#8217;daki dedenden miras kaldı, olmadı maaşın çok fazla geliyor, o da olmadı yerden asgari ücretten bile fazla para buldun. Yani özetle sen Allah&#8217;ın şanslı bir kulusun, daha fazla üzerimize gelmeden <strong>ultra compact</strong> bir makine al ve buradan uzaklaş, çünkü seni çekemeyiz <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Şaka yaptım, gitme, en azından bir dinle, bak sana ne anlatacağım.</p>
<p><strong>Moore</strong> yasası her ne kadar günümüze kadar şöyle böyle varlığını devam ettirebilmişse de (bir saniye, artık geçerli olamayacaksa neden yasa?) teknolojinin geldiği noktada herhangi bir nesneyi daha da küçültmek, herhangi bir veriyolundaki hızı daha da artırmak, herhangi bir hafıza biriminin kapasite/hacim&#8217;ini daha da ötelemek gitgide zorlaşmaktadır. Bu da demek oluyor ki herhangi bir metanın daha küçüğüne, daha hızlısına, daha kapasitelisine sahip olmak istiyorsak zaman geçtikçe bunun için daha fazla bedel ödememiz gerekecek.</p>
<p><strong>Ultra compact</strong> sınıf böyle bir ihtiyaca cevap veriyor ya da üreticiler insanların zihninde böyle sanal bir ihtiyaç oluşturmak istiyor. Herhangi bir teknoloji markette çok rahatlıkla <strong>ultra compact</strong> sınıf makineleri görebilirsiniz. Genellikle gömlek cebine sığacak boyutlarda (insan gömleği <img src='http://www.sutvekurabiye.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> ) ince (slim) kasalarda, bazen dokunmatik ekranlarla donatılmış (o kadar küçülttük ki düğmeleri koyacak yer bırakmamışız), çoğunlukla motorlu objektif yerine birden fazla lensle büyütme sağlayan makinelerdir bunlar.</p>
<p>Bu sınıf makine sahiplerini yeterince dövdük, biraz da övelim. Tüm bu pahalılığına ve küçültmek için bazı özelliklerinden ödün vermelerine rağmen <strong>ultra compact</strong> makineler taşınabilirliğin (mobility) doruklarında olup cebinde verecek parası olanlara fotoğrafı sevdiren bir sınıf kimliğine de bürünebilir. Yine de yavaş ve sinsi gelişen kameralı cep telefonu piyasası, bir zamanlar küçüklükte rakip tanımayan bu sınıfın avantajlı özelliğini elinden alabilir. İlk fotoğraf makinem de bu sınıfa giriyordu ve kullandığım bölgede küçük olmasına ciddi derecede ihtiyaç vardı (yoksa 7 ayda değerli/değersiz 15000 fotoğrafı nasıl çektiğimi açıklayacak başka teori bulamıyorum, açlığa ve görmemişliğe bakar mısınız).</p>
<p>Kendimi de akladım varsayıyorum (temyiz hakkınız yok). Yazı okunabilirlik sınırlarını çoktan aştığına göre burada bırakıp gerisini 2. bölüme bırakabiliriz. Şu anda bu yazının devamı için aklıma gelen konular sırasıyla:</p>
<p>1. Fotoğraf Makinesinin parçaları: gövde, objektif, vizör, vs. Bu kısımda fazla oyalanıp can sıkmak istemiyorum.</p>
<p>2. Bazı kritik özellikler: Shutter, Aperture, Exposure, ISO, Bracketing, vb. Bunlara olan ilginiz makine seçiminizi de etkileyecek demektir.</p>
<p>3. Bazı pratik teknikler: HDR, Panoramik Çekim ve bilgisayarda fotoğrafla oynamanın etiği (!), kendi mükemmel ötesi fotolarımdan örnekler</p>
<p>4. Tüm bu anlatılanlar doğrultusunda nasıl bir şey satın almalıyım: Sınıfınıza karar verin, Performans/Fiyat Oranı, Marka değeri, Değerlendirme ve Satın alma için site önerisi gibi şeyleri ise sona saklayacağım.</p>
<p>Geleneksel hâle getirmek istediğim yazı sonu bağlantılarını da eklemeden geçmeyeyim:</p>
<p><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mutualizm" target="_blank">http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mutualizm</a></p>
<p><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=kazan%20kazan" target="_blank">http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=kazan%20kazan</a></p>
<p><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=7173354" target="_blank">http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=7173354</a></p>
<p>Not: Bunlar sadece bu yazıya özgü. Fotoğrafçılıkla ilgili bağlantıları yeri geldikçe vereceğimdir.</p>
<p>Bir dahaki yazıda görüşmek üzere</p>
<p>Celâl</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sutvekurabiye.com/dijitalfoto1.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

