Concierto de Aranjuez
Bu aralar rodrigo’nun gitar konçertosu tekrar playlistime girdi ama görüntü olarak:
Bu eseri her dinliyor olduğumda kendimi uzaklara gitmiş buluyorum. Sahne şuna benziyor [buradan sonrasını eseri dinlerken okuyabilirsiniz]:
Sahildeyim, günbatımı suları ama zaman hiç değişmiyor veya zamandan bağımsız bir yerdeyim. Güneş, günbatımı olduğu için yakmıyor ama bir yandan üşümüyorum da. Denizden hafif bir meltem esiyor. Okuduğum kitabın sayfaları karışmasın diye biraz dikkatli tutmaya zorluyor beni. Saçlarım da meltemden nasibini alıyor. Ufukta bir kaç yelkenli. Ortama yalnızlık hâkim ama dolu dolu. Dinginliğin manasını bulduğu yerdeyim sanki. Başlangıç kısmı hiç bitmesin istiyorum yine de eserin ortalarında gerilim tırmanıyor, ben gözlerimi ufka dikiyorum. Sanki olmasını beklediğim ama bir türlü gerçekleşmeyen bir şey var. Bu kısa gerginlikten sonra kitaba yoğunlaşamıyorum. Gözlerim artık o hiç gelmeyecek -sanırım- geminin güneşin son ışıklarıyla örtüşen rotasına odaklanmış durumda. Kitap okumaktan mütevellit hafif yan duruşum, bu odaklanma sonrasında sırt üstü bir rahatsızlığa dönüşüyor. Eserin sonlarına doğru bir umursamazlık havası çöküyor: “Aman varsın, olsun” dercesine. Güneşin batmasını beklerken eser başa sarıyor ve tüm bu sahne baştan yaşanıyor, noktası, virgülü değişmeksizin…
Celâl